Neden Enerji Masası?
August 02, 2016 13:19
6 DAKİKALIK OKUMA GEREKTİRİR.
  1. 1. Elektrik Enerjisi

İnsanlığın elektrik enerjisi ile macerası Thales’in statik elektriği keşfetmesi ile başladı, ancak en önemli gelişmeler 19. Yüzyılda, Edison’un bugün kullandığımız ampülü üretmesi ile aydınlatmanın elektrikle sağlanması ve Tesla’nın bobin ve alternatif akım gibi elektriğe ve bilimin kendisine sayısız katkıları olan buluşları vasıtasıyla elektriğin motorlardan tutun, kullanılan tüm aletlerin tek enerji kaynağı haline gelmesi ile yaşandı.

Sizler için hazırladığımız interaktif zaman tüneli elektrikte yaşanan bu baş döndürücü gelişmeleri zamanlamasıyla veriyor. 19. YY’da elektrikte yaşanan bu ilerlemeler, bugün kullandığımız tüm elektrikli aletler ile teknolojiyi ve sanayide de bir devrimi beraberinde getirdi. 19. Yüzyıl her köşebaşında yeni bir icadın ortaya çıktığı bir çağ oldu.

Ancak bu çağda bir şey hiç değişmedi:

İnsanlık, ilk elektrik santrali Pearl Street Station’u New York’ta 1872’de açtıktan sonraki yüzyılda enerjiyi üretme, dağıtma ve tüketme biçiminde hiçbir ciddi değişiklik yapmadı.

Artan enerji ihtiyacını karşılamak için petrol ve kömür gibi fosil yakıtlar ve soğuk savaş döneminin teknolojisi nükleer gibi tehlikeli teknolojilere bel bağladı.

Bu sebepledir ki takip eden yıllarda;

  • - Kömür ve petrol yakımıyla oluşan zehirli gazlar nedeniyle insanlar solunum yollar ıhastalıklarından kansere birçok sağlık problemine maruz kaldı.
  • - Dünya en az iki nükleer felaketle karşılaştı,
  • - Fosil yakıtların yakımı neticesinde atmosfere salınan karbondioksit emisyonları küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine neden oldu. kuzey kutbunun büyük kısmı eridi, tarımdan iklime zincirleme etkiler görülmeye başlandı,
  1.  

  2. 2. Dönüşüm

Greenpeace tüm bu gidişata dur demek için doğdu ve 44 yıldır iklim değişikliği başta olmak üzere, çevre ve ekoloji alanında kampanyalar yürütüyor. Destekler sayesinde, dünyanın farklı yerlerinde, kimi zaman nükleer santralleri kapanmasına önayak oldu, kimi zaman dünyayı korumak için yeni yasaların oluşturulmasını sağladı, kimi zaman ise dünyanın birçok yerinde elektriğe erişimi olmayan toplulukları güneş panelleriyle aydınlattı.

Küresel ısınmaya karşı çeşitli gruplar ve milyonlarca insanın mücadelesi devam ederken, geçtiğimiz yıllarda büyük gelişmeler yaşandı. Bugün iklim değişikliğinin bir dizi hükümetlerarası panelin de ardından dünyayı tehdit eden unsurların başında olduğu kabul edilmekte. 1997 Kyoto Anlaşması ile başlayan süreç. 2015’de Paris Anlaşması ile yepyeni bir ivme kazandı ve devletler fosil yakıt kullanımının kısıtlandırılması konusunda ciddi taahhütler verdi.Bugüne kadar enerji ihtiyacını fosil yakıtlar olmazsa nereden karşılayacağını bilemeyen insanoğlu yenilenebilir enerjileri her gün biraz daha fazla kullanmaya başladı.

Bunda, elbette yenilenebilir enerji teknolojilerindeki ilerlemenin de büyük katkısı var:

Son 10 yılda fotovoltaik güneş santrallerinin ilk yatırım maliyetleri %45 oranında düşüş gösterdi, öğrenme eğrisi biraz daha düz bir seyir gösterse de rüzgarda da aynı durum söz konusu. Sonuç olarak 2014 yılında devreye alınan enerji santrallerinin %60’ı yenilenebilir enerji santralleri oldu. Takip eden 2015’de yenilenebilir enerji santralleri yine %50 sınırını aşarak iki yıl üstüste devreye alınan santrallerin yarıdan fazlasını oluşturdu. Uluslarası Enerji Ajansı bu resmin aynı şekilde devam edeceğini ve yenilenebilir enerji yatırımlarının katlanarak artacağını belirtiyor.

Yatırım trendleri ise hızla kömür, fosil yakıtlar ve nükleerden yenilenebilir enerjilere doğru değişmekte. Geçtiğimiz senelerde exim bankaları ve uluslararası finansal kuruluşlar iklim değişikliğinin ana kaynağı olan kömüre olan desteklerini keser ya da azaltırken, bugün emeklilik fonlarından, özel yatırım fonlarına ve üniversitelere birçok kamu ve özel sektör oyuncusu kömüre yatırım yapmayacağını ya da kömürü finanse etmeyeceğini açıkladı. Halihazırda 128 ülkenin yenilenebilir enerjiyle ilgili hedefleri ve bir kısmının destek mekanizmaları var.

Bir gerçek var ki, mevcut enerji sistemimiz sürdürülebilir olmaktan çok uzak. Bir yandan elektrik fiyatını düşürmek adına talepten bağımsız olarak düzenli üretim yapan baz yükü stratejisi ve beraberinde gelen kömür santralleriyle yol açtığı sağlık ve iklim etkileri; diğer yanda ise gelişen teknolojiyle oyuna giren ve her gün güçlenen güneş ve yenilenebilir gibi üretim modelleri ve talebi doğru ölçmeye, hatta talebin pik noktalarının gün içerisinde kaydırılmasına olanak sağlayan akıllı şebekeler , talep tarafı yönetimi ve depolama sistemleri var.

Günümüzde; 19. yüzyıl sonunda yaşanan hızlı gelişime benzer bir dönüşüm tekrar yaşanmakta, nükleer ve fosil yakıtlara dayalı enerji üretim biçimi yerini hızla yenilenebilir enerjiye terketmektedir

  1. 3. Türkiye’nin Enerji Görünümü

Türkiye’deyse, enerji piyasası hala özelleşen, nispeten genç bir piyasa. Resmi öngörü olarak gelecek 10 yıl içerisinde üretim kapasitesinin ikiye katlanması ve bu yatırımlar için 130 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekmekte. Bu durum haliyle yapılacak yeni alt ve üst yapı yatırımları anlamına geliyor.

Ancak Türkiye enerji gibi uzun soluklu yatırım planlaması gerektiren bir alanda dahi, küresel yatırım trendleri ve değişen piyasa dinamiklerini gözönünde bulundurarak  değil, bugünün ‘’karlı’’ görünen alanlarını önceliklendirerek yatırım kararları almakta. 2014-2019 Enerji Bakanlığı Stratejik Planı ve diğer stratejik dökümanlar, yaşanan maden kazaları ve Afşin Elbistan gibi kömür sahalarına uluslararası yatırımcıların çekilemiyor oluşuna rağmen kömürü önceliklendirmeye devam etmekte.

Haziran 2016’da Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda geçen, kayıp/kaçak oranlarını elektrik faturalarına yansıtacağı ve kömür teşviği ile elektrik faturalarını kabartacağı üzerinden gündeme gelen Elektrik Piyasası Kanunu’da yine kömürü önceliklendirerek, Türkiye enerji piyasası’nda da karlılığı olmayan kömür yatırımlarına alım garantisi getirip yerli kömür yatırımlarını kamu bütçesi vasıtasıyla teşvik etmeyi planlıyor.

Enerjimasası elektrik piyasası kanunu üzerine iki analiz, genel hatlarıyla kömüre dayalı enerji üretimi ve Türkiye’yle de sıklıkla kıyaslanan Asya ekonomilerinin kömüre dayalı enerji politikaları üzerine bir başka analiz yayınlıyor.

Bunun yanı sıra, Paris İklim Anlaşması’nın yenilenebilir enerji açısından nasıl etkiler doğuracağı ve Türkiye’nin yenilenebilir kapasitesini nasıl arttırıp, daha fazla ekonomik katma değer ve daha fazla istihdam yaratabileceğini gösteren Enerji [D]evrimi raporunu yayınlıyoruz.

Biz kömür yatırımlarının, çevreye ve sağlığımıza etkileri bir yana; değişen yasalar, finansmanda yaşanan sıkıntılar ve dünyanın hızla bu alandan uzaklaşması nedeniyle atıl aktiflere (stranded asset) dönüşme riskiyle karşı karşıya olan ekonomik olmayan yatırımlar olduğunu düşünüyor, yenilenebilir enerji yatırımlarının ise dünyanın birçok piyasasında şebeke paritesini        çoktan yakaladığını ve kısa süre içerisinde enerji piyasalarını domine edeceğini görüyoruz. Bu nedenle, çalıştığımız birçok ülkede enerji uzmanları, ekonomistler ve finansal analistlerden oluşan bir ekiple sürdürülebilir yatırımlar ve finansman alanında çalışıyoruz. Dünya enerji piyasalarında değişen paradigmaları, gelişmeleri, finansal kuruluşların enerji alanındaki son yatırım analizlerini derliyor ve sürdürülebilir yatırımlar alanında çalışmalar sürdürüyoruz.

Greenpeace Türkiye olarak küresel ve Türkiye enerji piyasalarıyla ilgili bu analizleri 
Enerji Masası altında topladık.

 

enerji masası
neden

EN İYİ DENEYİM İÇİN LÜTEN CİHAZINIZI DİK KULLANINIZ.